İnsan neden her şeyi erteler ?

Esprili

New member
İnsan Neden Her Şeyi Erteler? Erteleme Sanatında Uzmanlaşmış Biri Olarak Cevaplarım!

Herkese merhaba forumdaşlar!

Bugün, hepimizin hayatında bir şekilde karşılaştığı, ama hiç birimizin tam olarak nedenini çözemediği bir konuya el atacağız: Erteleme! Evet, o meşhur "Yarın yaparım, bugün değil" durumu... Bunu daha önce defalarca düşünmüş olmalısınız. Kimimiz buna “erteleme sendromu” diyor, kimimiz ise sadece “biraz tembellik” olarak adlandırıyoruz. Peki, neden her şeyin yapılacağı o "mükemmel" zaman hep bir adım ilerideymiş gibi hissediyoruz? Hadi gelin, biraz eğlenerek, mizahi bir bakış açısıyla bu konuyu inceleyelim. Hem erkeklerin stratejik ve çözüm odaklı bakış açılarını, hem de kadınların empatik ve ilişki odaklı bakış açılarını eğlenceli bir şekilde harmanlayalım.

Ve unutmayın! Bu yazı sonrasında hepimiz, ertelenen işlerle ilgili çok sağlam bahanelerimiz olacak! Hadi başlayalım!

Erteleme Nedir? Bir Çalışma Felsefesi mi, Yoksa Bir Hayat Tarzı mı?

Erteleme, aslında oldukça basit bir kavram: Bir iş ya da görev, planlandığı gibi yapılmaz ve geleceğe ertelenir. Tabii, işler bir şekilde yapılır, ama o "şimdi"yi, "şu an"ı hep bir kenara bırakırız. “Ah, bu gün gitmek istediğim sinemaya gitmeyi erteledim, ama yarın giderim,” diyen biri, aslında kendini sadece “günlük plan yapmaktan” kaçınırken değil, bir tür psikolojik kaçış yaparken de bulur.

İnsanlar neden sürekli erteleme eğilimindedir? Birçok uzman, bunun altında stres, mükemmeliyetçilik, korku ve basitçe tembellik gibi faktörlerin olduğunu söylese de, asıl soru şu: Neden, bir şeyi “bugün” yapmak varken, “yarın” yapmak bizim için hep daha cazip oluyor? Hadi, bu derin soruyu biraz mizah ile çözmeye çalışalım.

Erkeklerin Çözüm Odaklı Bakışı: “Yarın Hallederim, Bugün Hızla Çalışmalıyım”

Erkekler, genellikle çözüm odaklıdır, değil mi? Her şeyin bir planı ve çözümü vardır. Ama nedense erteleme konusunda erkeklerin genellikle geliştirdiği çözüm, "Yarın hallederim, bugün biraz daha hızla çalışırım" gibi bir yaklaşım oluyor. Yani, bir erkeğin zaman yönetimi felsefesi şöyle özetlenebilir: “Bugün işim yok, ama yarın dünya biriktiği için ekstra hızla yapacağım!”

Berk, tipik bir çözüm odaklı erkek olarak, hep erteleme stratejilerine sahiptir. “Bu iş için doğru zamanı bulmalıyım,” der ve başka bir iş yaparken birden aklına gelir: "Vay, unuttum! Bir bakayım, bu iş nasıl daha kolay yapılır?" Sonra derin bir nefes alır, "Yarın yaparım” demekten geri durmaz. Bunu birkaç kez yapınca, hem erteleme alışkanlığını geliştirmiş olur hem de o "yavaşça halledilecek iş" hayatına yerleşir.

Berk'in çözüm odaklı erteleme stratejisi ise şu şekildedir: Erteleme, stresli durumlar yaratabilir, ancak bu durumu "yarına erteleme" taktiğiyle çözebilir. "Bugün yapılması gereken işleri" bitirdikten sonra, “yarın yaparım” gibi şık bir strateji ile gününü planlar. Bu çözüm, sorunu geçici olarak ortadan kaldırsa da biriken işler yüzünden Berk’i ertesi gün sinirli görmek mümkün olur. Ama sonuçta çözüm odaklıdır, değil mi? İşleri halletmenin yolu her zaman “yarın”dır!

Kadınların Empatik ve İlişkisel Bakışı: Erteleme ve İçsel Zihinsel Çatışma

Kadınlar, genellikle empatik bakış açılarıyla erteleme fenomenini çok daha duygusal bir şekilde ele alırlar. Zeynep, empatik bir bakış açısıyla, ertelemenin arkasındaki nedenleri anlamak ister. “Neden hep erteleyip duruyorum? Bu bana neden böyle hissettiriyor?” diye düşünür. Kadınlar, bir işi ertelerken, bunu zihinsel bir çelişki, bir içsel çatışma olarak hissedebilirler. Bir yandan “Hadi yap, bitir!” derken, diğer yandan “Ama ya mükemmel olamazsa?” gibi bir korku yüzünden erteleme eğiliminde olabilirler.

Zeynep için erteleme, aslında o kadar da basit değildir. "Eğer bu işi yarına bırakmazsam, tüm zihnim bu işi düşünmeye devam edecek. Yani, aslında beynim buna odaklanmadan önümü görebilir miyim?" diye düşünür. Kadınlar, işlerin birikmesinin sadece fiziksel değil, duygusal bir yük de getireceğini bilerek, erteleme konusundaki kararsızlıklarını daha fazla içselleştirebilirler.

Zeynep’in bakış açısına göre, erteleme yalnızca bir görevden kaçmak değil, aynı zamanda bir çözüm arayışıdır. “Bugün halletmem gereken işi yarına bırakmam, aslında o kadar kötü değil” diyen Zeynep, bazen erteleme ile başa çıkmanın yolunun, duygusal anlamda rahatlama olduğunu keşfeder. Yani, erteleme aslında kadınlar için bir tür “dinlenme” zamanı yaratma yöntemi olabilir.

Ertelemenin Sosyal Etkileri: “Yarın Yine Yapabiliriz!”

Bir işi ertelemek, bazen sadece kendimizi kandırmakla kalmaz, çevremizdeki insanları da etkiler. İyi bir arkadaş ya da partner olarak, “Yarın yaparız” dediğimizde, karşıdaki kişi de aynı şekilde “Yarın mı? Hadi ama!” diye tepki verebilir. Ama bu noktada, ertelemenin sosyal açıdan da olumlu yönleri olabilir. Sonuçta hep birlikte ertelemek, bir tür arkadaşlık ya da bağ kurma anlamına gelebilir mi? Belki de bazen erteleme, bizi insanlarla daha yakınlaştıran bir davranış biçimi olabilir!

Hadi ama! “Saksı değilim ben” demek, bazen bizleri doğru zamanda harekete geçirmek için kullanılan bir savunma stratejisidir. "Saksı gibi durmak" yerine, belki de ilişkilerimizi ve etkileşimlerimizi güçlendirmek için birlikte erteleyebiliriz, değil mi?

Siz Ne Düşünüyorsunuz? Erteleme Gerçekten Çözüm mü?

Forumdaşlar, erteleme hakkında ne düşünüyorsunuz? Erteleme, bir çözüm mü yoksa sadece kaçış mı? Bir işi sürekli ertelemek mi, yoksa gerçekten çözmek mi daha iyi? Kendiniz için en iyi çözümün “yarın” olup olmadığına karar verirken, ertelemenin sosyal ve duygusal yanlarını hiç düşündünüz mü?

Hadi, yorumlarınızı paylaşın! Hep birlikte eğlenceli bir şekilde bu konuda sohbet edelim!