Içimde hep ölüm korkusu var ne yapmalıyım ?

Sevgi

New member
İçimdeki Ölüm Korkusu: Bir Hayaletle Yaşamak mı, Yoksa Savaşmak mı?

Hepimiz bir noktada, tuhaf bir şekilde “ölümün” varlığını hissederiz. Şu an okuduğunuz yazının tam ortasında, birdenbire bir tıkırtı ya da garip bir rüzgar sesi duydunuz mu? Hadi, itiraf edin! İçinizde bir “ölüm korkusu” var mı? Ne kadar tüyler ürpertici bir kavram değil mi? Yani, o kadar normal ki, bazen sabahları kahve alırken bir yandan da aklımızda ölümün kim olduğunu tartışıyoruz (hayır, gerçekten kimseyi suçlamıyorum). Ama gelin görün ki, bu korku bazen hayatı daha ilginç, daha eğlenceli hale getirebilir. Peki, ölüme olan korkuyla nasıl başa çıkabiliriz? Hep birlikte biraz eğlenceli bir şekilde keşfedelim.

Ölüm Fikri: Yani, Kimseye Göz Kırpmadan Gitmeyi Planlamıyoruz, Değil mi?

Ölüm korkusu, en eski, en temel korkulardan biridir. Bu korku, insanların varoluşsal soruları sormaya başladığı andan itibaren ortaya çıkar. Kimse "ölümü" hiç yaşamak istemez, özellikle de sorunsuz bir şekilde. Bunu daha önce duydunuz mu? "Bir gün seni alıp götürecek, o yüzden çok telaşlanma" – evet, annelerimizin klasik yaklaşımı! Ama ölümün “ne zaman, nerede, nasıl” soruları hep biraz can sıkıcıdır, değil mi? En basitinden, sabahları tuhaf bir şekilde daha erken kalktığınızda, bir anlık panik oluyorsunuz: "Aman Tanrım, başıma bir şey mi geliyor?"

Fakat, şunu unutmayın: Ölüm korkusu aslında yalnızca bizim varlıkla olan bağımızı yansıtır. Bunu düşündüğümüzde, kendinizi parmaklarınızla nazikçe sımsıkı tutarken, “ben buradayım” diyerek bir tür huzur bulabilirsiniz. Çözüm basit aslında: “Beni bu kadar bozan şey neden bu kadar karmaşık?” Korku, sizin yaşam enerjinizin bir parçasıdır; o yüzden kaçmayın.

Erkekler ve Çözüm Arayışı: Ölümü Unutmak İçin Hızla Bir Plan Geliştiriyoruz!

Hadi, bu noktada biraz gerçekçi olalım. Erkekler çoğunlukla bir problemi çözmeye yönelik bakış açıları sergiler. "Tamam, ölüm diye bir şey var, ama biz ne yapabiliriz ki?" diye düşünürler. Erkekler için çözüm odaklı bir yaklaşım, bu korkuyu yenmenin ilk adımı olabilir. Hatta ölüm korkusunu “daha ilginç hale getirmek” adına pek çok çözüm önerisi bulabilirler. Mesela, her sabah uyandıklarında alarm ziline “ölüm” hakkında komik bir şarkı koyabilirler. “Ölüm şarkısı” belki biraz garip gelebilir, ama kahkahalarla güne başlamak insanın ölüm fikrini bir parça hafifletebilir.

Daha stratejik bir çözüm önerisi de var: Ölüm korkusuyla mücadele etmek için daha sağlıklı yaşamak. Belki de sık sık spor yapmaya başlamak, meditasyon yaparak ruhsal sağlığı güçlendirmek, hatta sağlıklı beslenmeye başlamak... Bu şekilde korkuya karşı savaşabiliriz. Hatta, "ölümsüzlük" hedefiyle belki yıllarca yaşamayı planlayan bir erkek, bir yandan ölüm korkusunu kafasından silmeye çalışır. Ama unutmamalıyız ki, burada mesele yaşamın keyfini çıkarabilmektir, ölüm düşüncesini “tartışmak” da yaşamın bir parçasıdır.

Kadınlar ve Ölüm: Hayatla Barışmak ve Kabullenmek mi, Yoksa Anlatmak mı?

Kadınlar genellikle daha empatik ve duygusal bir bakış açısına sahiptirler. Ölüm korkusunu tartışırken, çoğunlukla ilişkisel bir perspektif geliştirirler. “Bunu hissediyorsan, demek ki içinde bir şeyler var” diyebilirler. Bu oldukça doğru bir yaklaşım. Kadınlar, ölüm korkusuyla başa çıkarken, önce kendilerine içsel bir alan yaratmayı tercih edebilirler. Anlatmak, duygusal bağ kurmak, sevgi dolu bir ortamda bu korkuyla yüzleşmek; bu süreç, onları daha rahatlatıcı bir hale getirebilir.

Özellikle kadınların bu durumu başkalarına açarak konuşma isteği de oldukça yaygındır. Korkularını paylaşarak, arkadaşlarına ya da sevdiklerine anlatmak, bir tür şifa olabilir. Korkularla yüzleşmenin ve onları başkalarına aktarmanın, ölüm fikriyle barışmanın bir yolu olduğunu savunurlar.

Kadınlar, aynı zamanda başkalarına empati göstererek, birbirlerini bu tür korkularla baş etme konusunda cesaretlendirirler. Ölüm korkusunun evrimsel bir süreç olduğunu anlayarak, bireysel gelişimlerine odaklanırlar. Korkularını “farkına varmak” ve onlara saygı göstermek, onları iyileştirici bir adım olarak kabul ederler.

Sonuç: Ölüm Korkusuyla Barışmak ve Hayatın Tadını Çıkarmak

Sonuçta, ölüm korkusu bir parçamızdır ve bizim bu dünyadaki varlığımızla ilişkilidir. Herkes farklı bir şekilde bu korkuyu hissebilir ve bunu kabul etmek, aslında özgürlüğün bir yoludur. Ölümden korkmak, yaşamın değerini arttırabilir. Peki, ölüm korkusuyla ne yapmalıyız? Belki de en iyi çözüm, bu korkuyu bir tür motivasyona dönüştürmek. Çünkü sonunda hepimiz bu dünyadan gideceğiz, ama bu dünyada nasıl yaşadığımız bizim elimizde.

Hadi, şimdi bir düşünün: Eğer ölüm, yaşamın sadece bir parçasıysa, onu nasıl daha anlamlı bir hale getirebiliriz? Biraz eğlenerek ve biraz daha derin düşünerek, belki de korkumuzdan çok daha fazlasını keşfedeceğiz.